27 EYLÜL 2009 02:21
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Örgütlenme Biçimlerine Göre Sendikalar

İlk ortaya çıktığı tarihten itibaren, farklı ekonomik-toplumsal yapılanmaların sonucu olarak ortaya çıkan sendikalar, örgütlenme biçimlerine bağlı olarak çeşitli düzeylerde örgütlenirler. Örgütlenme  biçimlerine  göre  oluşan  sendikal  yapılar  ve benimsenen örgütlenme modelleri, sendikaların ilkeleri, amaçları, mücadele çizgisi ve savunduğu politikalara göre benzerlik ya da farklılıklar gösterebilir.

Sendikalar ve sendikal örgütlülükler, ülkelere, hatta bölgelere göre farklı özellikler gösterebilmektedir. Bu anlamda tarihsel süreç içinde, örgütlenme paydası altında birbirinden farklı sendikal yapılar ortaya çıkmıştır. Bu ayrımların temel gerekçesini, çalışma ilişkilerinden gelen farklılıklar, farklı ülkelere kendine özgü olarak oluşan siyasal ve toplumsal yapı farklılıkları oluşturmaktadır. Bunun dışında sendikaları ve sendikal örgütlenmeleri farklı hale getiren bir başka boyut, sendikaların yönetim yapısı ve buna bağlı olarak oluşan örgütsel işleyiş mekanizmalarıdır. Bazı ülkelerde sendikalar daha merkezi bir yapıda örgütlenirken, bazılarında son derece esnek, gevşek örgütlenme biçimlerini görmek mümkündür. 

Sendikaların karar organları ve sendika içi demokrasinin işleyişi konusunda da önemli farklılıklar oluşabilmektedir. Günümüzde ise, sendikaların değişik örgütlenme yapıları bulunmaktadır. Tarih içinde, örgütlenme biçimine göre oluşmuş sendikaları belli başlıklar altında toplayabilmek mümkündür;

Meslek Sendikaları: Hangi işyeri ve hangi işkolunda çalışırsa çalışsın, aynı meslekten olan emekçilerin kurdukları sendikalar ‘meslek sendikası’ olarak adlandırılır. Bu tür örgütlenme biçimleri sendikaları bir meslek örgütü olarak görmeleri nedeniyle, diğer sendika türlerine göre daha dar örgütlenmelerdir. Sendikacılık hareketinin ilk örgütlenme biçimini oluşturan meslek sendikaları, aynı meslekten çalışanların bir araya geldikleri bir yapıyı ifade eder. Meslek sendikalarının genel olarak yatay bir örgütlenme modeli olduğu, belirli bir bölgede değil, ülke bazında federasyon içinde kurulduğu ve faaliyetlerini sürdürdüğü söylenebilir.

Meslek sendikaları biçiminde örgütlenmenin işçiler arasında ilk örgütlenmelerden olan lonca geleneği ile yakın ilişkisi bulunmaktadır. Avrupa’da kimi meslek sendikalarının kökeninde loncalar ve lonca tipi örgütlenmeler bulunur. Loncaların kapitalist sanayinin gelişmesi karşısında etkilerini kaybetmelerinden sonra ilk olarak meslek sendikaları ortaya çıkmıştır. Aynı meslekten olan işçiler sahip oldukları nitelikleri kendileri için bir ayrıcalığa dönüştürüp, mesleğe girişleri sendikaları sayesinde denetim altında tutmuşlar, böylece işverenle pazarlık güçlerini arttırabilmişlerdir. Ancak bu tür dar meslek sendikacılığına günümüz koşullarında çok az rastlanmaktadır.

Bu tür sendikaların etkileri, ABD ve İngiltere gibi güçlü oldukları ülkelerde bile artık azalmaya başlamıştır. Çoğu meslek sendikasının sanayi ve hizmetler sektörünün gelişmesi karşısında “genel sendika” haline dönüştüğü söylenebilir. Başlangıçta meslek sendikası olan pek çok sendika başka meslek gruplarını da kapsayarak oluşturduğu genel sendikaların en önemli örneği, ABD’de kurulan ve 1930’lu yıllardaki etkinliğiyle bilinen Kamyon Şoförleri ve Depolama İşçileri Sendikası’dır.

Genel Sendikalar: Her işyerinden, her meslekten ve her işkolundan emekçinin aynı yapı içinde örgütlendiği sendikalardır. Sendikaların özellikle ilk gelişme dönemlerinde ‘emek birlikleri’ adı altında örgütlenen bu sendika türüne günümüz sendikal örgütlenmeler içinde çok az rastlanır. Genel sendikalar bilinen anlamıyla bir sendika olmaktan çok dayanışma ve yardımlaşma örgütleri olarak ortaya çıkmıştır. Meslek, işkolu, işyeri farklılıklarının diğer sendika türlerine göre daha fazla olması, genel sendikaların güçlenmesini ve yaygınlaşmasını engellemiş, işkolu sendikacılığının yaygınlaşması ile birlikte genel sendikalar zayıflamıştır.

İşyeri Sendikaları: İşyeri sendikası, belirli bir işyerinde çalışanlar tarafından kurulan sendikalardır. İlk sendikalar işyeri sendikası olarak kurulmuş, daha sonra tek tek işyerlerinden yayılan örgütlenme geleneğinin büyümesiyle işyeri sendikalarının etkisi artmıştır. Ancak zaman içinde işyerlerinde yürütülen sendikal faaliyetlerin sadece örgütlü olunan işyeri ile sınırlı kalması pek çok sakıncayı beraberinde getirmiştir. Bu tür sendikal yapılar en çok ABD ve Japonya’da görülmüş ve  başka gelişmiş ülkelerde fazla yaygınlık kazanmamıştır. İşyeri sendikaları, işyerleri içinde güçsüz bir yapıyı ortaya koymaları, bu nedenle bölünme ve dağılmalara yol açması nedeni ile de fazla tercih edilmemektedir. Özellikle aynı işyerinde örgütlenmeye çalışan birden çok sendikanın rekabet nedeni ile üyelerinin çıkarlarını etkin biçimde koruyamadıkları ve geliştiremedikleri görülmüştür.

İşyeri sendikası aynı zamanda “işletme sendikası” olarak da adlandırılmaktadır. İşyeri örgütlenmelerinin genellikle küçük ve az sayıda işçiyi kapsaması nedeniyle ve işveren tarafından denetlenebilmesinin getirdiği kolaylıklar sarı sendikacılık olarak adlanan sendika türünün oluşmasını sağlamıştır. İşyeri sendikalarının küçük ve güçsüz olmaları, patronlar tarafından sürekli denetlenebilmeleri nedeniyle bu tür örgütlenmelerde dağılma ve bölünme potansiyeli yüksektir.

İşkolu Sendikaları: Farklı mesleklerden, farklı işyerlerinde çalışan, fakat aynı işkolunda bulunan emekçilerin sendikaları ‘işkolu sendikası’ olarak tanımlanır. Türkiye’deki işçi ve memur sendikaları işkolu esasına göre örgütlenmiştir. Örnek vermek gerekirse Eğitim Sen, eğitim, öğretim ve bilim himzetleri işkolunda örgütlü, Eğitim ve Bilim Emekçileri’nin sendikasıdır.

İşyeri sendikal örgütlenmesinden sonra gelen örgütlenme düzeyi işkolu sendikacılığı biçimindedir. İşkolu sendikaları, ekonominin benzer faaliyet dalındaki tüm emekçileri, meslekleri ve niteliklerine göre ayırım yapmaksızın örgütleyen sendikalar olarak tanımlanır. Örneğin eğitim, öğretim ve bilim işkolu içinde öğretmenler, bilim emekçileri, memurlar, hizmetliler, teknik elemanlar vb gibi farklı görevleri bulunan emekçilerin yer alması, aynı sendika içinde örgütlenmelerini de beraberinde getirmektedir. Burada aynı meslekte bulunmak sendikal örgütlenme için önemli olmamakta, sadece aynı işkolundaki sendika üyelerinin hak ve çıkarlarının daha güçlü korunması ve tek bir sendika içinde temsil edilmek suretiyle birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Sendikal hareketin geliştiği ve kitleselleştiği yıllarda örgütlenme modeli daha çok işkolu sendikacılığı biçiminde olmuştur. Meslek sendikacılığının daha güçsüz ve zayıf olduğu ülkelerde, işkolu sendikacılığının bölgesel ve ulusal düzeyde örgütlenmesini tamamlayarak faaliyetlerini genişlettiği bilinmektedir. Günümüz sendikacılık anlayışı, işkolu düzeyinde örgütlenme modeline dayanmaktadır.

İşkolu sendikacılığı, sendikacılık hareketinin geleneksel olarak güçlü olduğu ülkelerde egemen yapı olarak yerleşmiştir. Avrupa sendikal hareketi genel anlamda işkolu sendikacılığına yakındır. Özellikle Kıta Avrupa’sı sendikalarının, sınıf temeline dayalı örgütlenme modeli daha güçlü sendikacılık anlayışını yaygınlaştırdığı söylenebilir. İşçi ve emekçi sınıfların bir bütün olarak dayanışması temeline dayanan işkolu sendikacılığı, sendikal hareketin güçlenmesi için en uygun örgütlenme modeli olarak kabul edilmektedir. Bu tür örgütlenmelerin, işkolunda izlenecek politikaların tutarlı ve uyumlu olmasını sağlamada daha etkili olduğu savunulmaktadır.

Federasyon: Sendikalar, belli bir sendikal politika etrafında bir araya gelerek üst örgütler kurabilirler. Bu örgütler aynı işkolunda faaliyet gösteren farklı sendikalar arasında olabileceği gibi, aynı bölgede farklı işyeri ve işkollarında bulunan sendikalar arasında kurulan birlik, platform türü yapılar da olabilir. Aynı bölgedeki değişik işyerindeki ve işkolundaki sendikaların bu tür yatay örgütlenmeler, sendikacılık hareketini büyük ölçüde güçlendirir. 12 Eylül rejimi federasyon tipi örgütlenmeyi “tehlikeli” bulduğu için yasaklamıştır. Yatay ve dikey örgütlenmeleri bir arada bulundurduğu için federasyon tipi örgütlenmeler güçlü bir sendikal hareketin oluşturulabilmesi için mutlaka değerlendirilmesi gereken bir modeldir. Fransa’da sendikal örgütlülük oranı düşük olmasına karşın, sendikaların güçlü olmasının kökeninde federasyon tipi örgütlenmelerin yaygın olmasının etkisi büyüktür.

Konfederasyon: Bir ülkede tüm işkollarında ve bölgelerde faaliyet gösteren belli sayıdaki (Türkiye’de bu sayı 5’tir) sendikaların, ülke çapında tek bir merkezi üst kuruluş olarak örgütlenmeleridir. Konfederasyon içinde birleşen sendikalar, kendi egemenliklerini koruyarak bu birliği oluştururlar. Örneğin: EĞİTİM SEN’in de üyesi olduğu KESK, kamu emekçileri içinde 11 farklı işkollarında örgütlenmiş sendikaların bir araya gelmesiyle oluşmuş konfederasyon tipi bir üst kuruluştur.

Uluslararası Sendikal Örgütlenmeler: Ulusal çapta örgütlenen sendikaların işkolu ya da ulusal düzeyde, uluslararası dayanışmayı ve ilişkileri güçlendirmek amacı ile kurdukları konfederasyon tipi örgütlenmelerdir. Örneğin Eğitim Sen, Eğitim Enternasyonali (EI) üyesidir. Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ve Uluslararası İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ITUC) diğer uluslararası örgütlenmelerdir.


Bu İçerik 14097 Kez Görüntülendi