12 ŞUBAT 2009 20:22
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bilindiği gibi dünya ekonomisi bir yılı aşkın bir süredir ciddi bir krizle sarsılmaktadır. Krizin etkileri Türkiye’de 2008 yılının Ağustos ayından itibaren etkisini hissettirmeye başlamış ve o tarihten itibaren hemen hemen tüm ekonomik göstergeler negatif yönde gelişme göstermiştir. Henüz ne dünyada ne de Türkiye’de krizin geldiği aşama ya da seyrine dair net bir belirleme yoktur. Ancak ekonomide yaşanan durgunluğun yayılması ve krizin etkisini arttırarak derinleşmeye devam etmesi, toplumun tüm kesimlerini olduğu gibi, eğitim ve bilim işkolunda çalışan yüz binlerce emekçiyi de olumsuz etkilemiştir. 

Ağustos ayından bu yana işten atmaların yoğunlaşması, işsizliğin giderek artması, alım gücünün hızla düşmesi, açlık ve yoksulluğa dair verilerdeki artış, krizin emekçiler açısından en belirgin sonuçları olmuştur. Enflasyon rakamlarına dair başta TÜİK olmak üzere çeşitli kuruluşlar tarafından ortaya konulan verilerin gerçek enflasyon rakamları ile uyuşmadığının en açık ifadesi sokakta ,adeta çığlık atan vatandaşın, emekçinin sesidir.

Eğitim Sen Genel Merkezi tarafından kriz sürecinin başlangıcı olarak ifade edilen Ağustos 2008’den, içinde bulunduğumuz Şubat 2009 tarihine kadar maaşlarda ve bazı temel göstergelerde meydana gelen değişiklikler karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmıştır.

Geçtiğimiz altı ay içinde eğitim ve bilim emekçilerinin gelirleri, önemli sayılabilecek oranlarda erime yaşamıştır. Ağustos ayında 9. derecenin 1. kademesindeki bir öğretmen maaşı 976 ABD doları iken, Şubat 2009’daki “zamlı”  maaşının karşılığı 769 ABD doları olmuştur. Aradan geçen 6 ay içinde bu öğretmenimizin maaşı 207 ABD doları azalmıştır. Aynı öğretmen Ağustos 2008’de maaşıyla 5,2 Cumhuriyet altını ya da 21,4 çeyrek altın alabiliyorken, Şubat 2009’da sadece 3,9 Cumhuriyet altını ya da 15,5 çeyrek altın alabilmektedir.

Ağustos ayında 1.434 YTL maaş alan 1.derecenin 4.kademesindeki bir öğretmenin maaşı 1.195 ABD dolarına tekabül ediyorken, Şubat 2009’da aynı öğretmenimizin “zamlı” maaşının karşılığı 995 ABD doları olmuş, maaşı altı ay öncesine göre 200 ABD doları azalmıştır. Ağustos ayında maaşıyla 6,1 Cumhuriyet altını ya da 25,1 çeyrek altın alabilen bu öğretmenimiz, bugün maaşıyla ancak 4,7 Cumhuriyet altını ya da 20,1 çeyrek altın alabilmektedir. 

Kriz sürecinin olumsuz etkileri benzer bir şekilde araştırma görevlileri için de söz konusudur. Ağustos ayında 1.382 YTL alan bir üniversite araştırma görevlisinin maaşının karşıllığı 1.151 ABD doları alıyorken, bugün “zamlı” maaşıyla ancak 998 ABD doları almaktadır. Araştırma görevlilerinin kaybı 153 ABD dolarıdır. Aynı araştırma görevlisi Ağustos ayında maaşıyla 5,9 Cumhuriyet altını ya da 24,2 çeyrek altın alabiliyorken, bugün 4,8 Cumhuriyet altını ya da 20,2 çeyrek altın alabilmektedir.

Yıllardır emekleri görmezden gelinen, normal çalışma saatlerinin üzerinde çalışmaya zorlanan hizmetliler açısından da ortaya çıkan tablo vahimdir. Ağustos ayında 1.016 YTL alan bir hizmetlinin o dönemdeki maaşı 846 ABD dolarına denk geliyorken, bugün 1.167 TL karşılığında ancak 720 ABD dolarına denk gelmektedir. Aynı hizmetli, Ağustos ayındaki maaşıyla 4,3 Cumhuriyet altını ya da 17,8 çeyrek altın alabiliyorken, bugün 3,4 cumhuriyet altını ya da 14,6 çeyrek altın satın alabilmektedir.

Rakamların da açıkça gösterdiği gibi kriz süreci, toplumun büyük bölümünü olduğu gibi eğitim ve bilim emekçilerini de olumsuz etkilemiştir, alım güçleri önemli oranda düşüş göstermiştir. Bu dönemde Başbakan’ın dediği gibi birileri “krizi fırsata çevirmiş” ancak toplumun büyük bölümünün payına işsizlik, yoksulluk ve sefalet düşmüştür.

Kriz sürecinde öncelikle temel gıda maddelerinin fiyatlarında önemli artışlar meydana gelmiştir.
2008 yılının eylül ayından itibaren;

•    Bakliyat ürünlerinin fiyatları geçen senenin rakamlarına göre ikiye katlanmıştır. Kırmızı mercimek yüzde 114, fasulye yüzde 48, pirinç yüzde 45, nohut yüzde 40, bulgur yüzde 33,  makarna ve şehriye yüzde 30 artmıştır.
•    Ekmeğin fiyatı yüzde 33’lük bir artış gösterirken, unun fiyatı yüzde 27 artmıştır.
•    Kırmızı etin fiyatı ortalama olarak yüzde 13 yükselmiştir.
•    Sıvı yağlarda yüzde 31, margarinde yüzde 29’luk bir fiyat artışı gerçekleşmiştir.

Kriz süreciyle birlikte gıda ürünleri dışındaki kimi önemli tüketim kalemlerinde de büyük artışlar meydana gelmiştir. Bu süreçte;

•    Doğalgaza yüzde 76,
•    Elektriğe yüzde 50,
•    Otobüs ve dolmuş ücretlerine yüzde 18,
•    İlaçlara yüzde 78 zam yapılmıştır.

Yapılan araştırmalara göre; dört kişilik bir ailenin yapması gereken gıda harcaması tutarı 752.00 TL’dir. Gıda harcamaları dışında kira, ısınma, elektrik, su..gibi temel  harcamalar için gerekli olan asgari tutar ise, 2.575,00 TL civarındadır.. 

Buna karşılık göreve yeni başlayan bir öğretmenin maaşının 1.246 TL., bir araştırma görevlisinin maaşının 1.618 TL.ve bir hizmetlinin maaşının 1.167 TL. olduğu göz önünde bulundurulduğunda eğitim ve bilim emekçilerinin giderek daha fazla açlığa ve yoksulluğa mahkum edildikleri ortaya çıkmaktadır. Bu durum; eğitim emekçilerinin kira, ısınma, elektrik, su, iletişim gibi diğer zorunlu harcamalarını karşılayabilmek uğruna gıda harcamalarında kısıntıya gitmelerine neden olmaktadır. Bu durumla başa çıkamayan eğitim ve bilim emekçileri kredi kartı kullanımı başta olmak üzere çeşitli şekillerde borçlanma yoluna gitmektedirler.

Kriz sürecinde toplumun hangi kesimlerinin, ne tür zorluklarla karşı karşıya kaldığı ortadayken, AKP hükümeti ve onun destekçisi olan kesimler krizin yükünü bugüne kadar olduğu gibi yine emekçilerin sırtına yıkmak istemektedir. Krizin ortaya çıkmasına bu ülkenin işçilerinin, kamu emekçilerinin, köylülerinin hiçbir sorumluluğu yoktur. Bu nedenle krizin faturasının yıllardır alım gücünü kaybeden, bin bir zorlukla geçimini sağlayan emekçilere çıkartılması kabul edilemez.

15 Şubat Pazar günü Kadıköy’de yapılacak olan “Krizin Bedelini Ödemeyeceğiz” mitingi krizin faturasını ödemek istemeyenlerin, bunun için sesini yükseltenlerin mitingi olacaktır. Eğitim Sen olarak, bugüne kadar olduğu gibi, 15 Şubat mitingine de tüm gücümüzle katılacağız. Krizin yükünü taşımak istemeyen, faturanın krizi çıkaranlara ödettirilmesini talep eden herkesi 15 Şubat’ta Kadıköy’de buluşmaya çağırıyoruz.

Bu İçerik 1537 Kez Görüntülendi
ZÜBEYDE KILIÇ