19 MAYIS 2012 23:16
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Eğitim Sen İstanbul şubeleri yürütme kurulu başkanları, 18 Mayıs 2012 Cuma günü İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü ile Eğitimde yapılan dönüşüm ve 4+4+4 diye ifade edilen yasal düzenlemelerin çalışma alanımızı nasıl etkileyeceğine ilişkin görüşlerini dile getirdiler. Şubemiz tarafından hazırlanan raporun da verildiği toplantıda son düzenlemelerin öğretmenleri ve öğrencileri mağdur edeceği, eğitimin tam anlamıyla keşme keşe dönüşeceği, piyasaya açılarak özelleştirmeyi özendireceği ifade edildi. 

Şubemizin hazırladığı ve Şube Yürütme Kurulu Başkanı Emin EKİNCİ'nin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü'ne verdiği rapor :

 

 

İSTANBUL İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE

 

İLKÖĞRETİM VE EĞİTİM KANUNUN UYGULANMASI İLE

2012-2013 ÖĞRETİM YILINDA KARŞILAŞILABİLECEK OLASI SORUNLAR

 

11.04.2012 Tarih ve 28261 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6287 Sayılı İlköğretim ve Kanununun yeni hali, alelacele, hiçbir ön hazırlık yürütülmeden, okulların fiziki ve alt yapı özellikleri belirlenmeden siyasi kaygılar ön planda tutularak hazırlandığından uygulamada birçok açıdan sorunla karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır. Yaşanacak bu sorunların önemli bir kısmı önceden tahmin edilebileceği gibi, bir kısmı da uygulama sırasında ortaya çıkacaktır.

 

Sendikamızın çeşitli birimlerinde yapılan değerlendirmeler sonucunda, İlköğretim ve Eğitim Kanununun yeni halinin uygulaması sonucunda ortaya çıkması muhtemel sorunlar ana başlıklar altında aşağıda belirtilmiştir.

 

1. OKULLARIN “İLKOKUL” VEYA “ORTAOKUL” OLARAK DÖNÜŞTÜRLMESİ

 

Halen “İlköğretim Okulu” adıyla eğitim-öğretime devam etmekte olan okulların, 2012-2013 öğretim yılından itibaren “İlkokul” veya “Ortaokul” olarak faaliyetine devam etmesi söz konusu olacaktır. Mevcut okullardan hangilerinin İlkokul, hangilerinin Ortaokul olarak dönüştürüleceği ve bu dönüştürme işleminin hangi ölçütler esas alınarak yapılacağı belirlenmemiştir. Bu konuda bir standart ve referans alınacak ölçütler oluşturulmadığı için mevcut okulların dönüştürülmesi sırasında tereddütler yaşanabileceği gibi dönüşümlerin sağlıklı olamayabileceği de söz konusu olacaktır. Bu nedenle okulların dönüştürülmesine esas olacak ölçütler belirlenmelidir. Bu ölçütlerde;

* Yaş gruplarına göre öğrencilerin fiziksel gelişimleri,

* Okulun yürüme mesafesi içinde olup olmadığı,

* Okul çevresindeki trafik ve ulaşım durumu,

* Okul binasının kat sayısı ve okul bahçesinin durumu,

* Çevresinde benze okulların olup olmadığı,

* Okuldaki eğitim birimlerinin hangi yaş grubundaki öğrencilerin ihtiyacına cevap verebileceği,

* Okulun kayıt bölgesinin genişliği,

* Yeni uygulamaya geçiş için herhangi bir mimari değişiklik gerektirip gerektirmediği,

* Dar çevredeki derslik durumu ve derslik başına düşen öğrenci sayısı,

* Okulun norm kadro durumu ve öğretmen ihtiyacı olup olmayacağı,

Gibi özelliklere yer verilebilir.

 

2. İLKOKULA KAYIT YAŞI 

 

Yasanın yeni halinde İlköğretime başlama yaşının esas olarak 60 ay olduğu belirtilmiştir. Ancak, 60-66 ay arasındaki çocuklardan velisinin isteği olanların hangilerinin İlkokula başlayacaklarına ilişkin esaslar da belirlenmemiş ve muğlak bırakılmıştır. 2012/20 Sayılı Genelgede, 60-66 ay arasındaki çocuklardan, gelişim yönünden hazır olanların İlkokula yönlendirileceği söylenmekle birlikte gelişim yönünden hazır bulunma ölçütleri ile bu konudaki karar verecek kurum veya kişiler açık bir şekilde tanımlanmadığı için bu konuda da farklı sonuçların ortaya çıkması söz konusudur. 

 

Rehberlik ve pedagoji uzmanlarından oluşan bir kurul tarafından bu konudaki ölçütler belirlenmeli ve bu değerlendirmenin bir standardı oluşturulmalıdır.

 

3. İLKOKULA KAYIT OLACAK ÇAĞ NÜFUSUNUN FARKLI ÖZELLİKLERİ

 

Son eğitim yasası, okula başlama yaşını 5 yaşın sonuna çekmiş bulunmaktadır. Buna göre velilerin istemeleri durumunda yasal olarak 60 ayını dolduran çocuklarını 1.sınıfa kayıt yaptırma hakları vardır. Aynı şekilde eğer varsa velinin 84 ayını doldurmuş çocuğu da zaten 1 sınıfa yazılmak zorundadır. Bu durumda, İlkokul 1. Sınıfa kayıt olacak ve aynı sınıfta okuyacak öğrencilerin yaşları 60 ay ile 84 ay arasında değişecektir. Lise düzeyindeki öğrenciler arasında bu denli yaş farkı olması belki büyük olumsuzluklara yol açmasa da, İlkokul 1. Sınıf düzeyindeki öğrenciler için bunu söylemek mümkün değildir. Aralarında bu denli büyük yaş farkı olan çocukların aynı sınıf içinde bulunmalarının pedagojik, psikolojik ve eğitim etkinlikleri açısından olumsuz sonuçları olacaktır.

 

Bu nedenle, İlkokul 1. Sınıfa yerleştirilecek çocuklarda yaş gruplarına göre sınıflandırma yapılıp yapılmayacağı tartışılmalı ve bu yönde önlemler göz önünde bulundurulmalıdır.

 

4. OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ALMIŞ VE ALMAMIŞ ÇOCUKLAR

 

İçinde bulunduğumuz 2011-2012 eğitim-öğretim yılında okul öncesi eğitim kurumlarında devam eden çağ nüfusunun Türkiye genelindeki oransal dağılımı şu şekildedir:

* 48-60 ay arasındaki çocukların % 20’si,

* 60-72 ay arasındaki çocukların % 50’si okul öncesi eğitim almaktadırlar.

Bu öğrenciler, önümüzdeki yıl İlkokul çağına geldiklerinde, okul öncesine devam edememiş, yani okullaşamamış olduğu halde İlkokula kayıt yapacak çocukların oransal dağılımı da şu şekilde olacaktır:

* 60-72 ay arasındaki çocukların % 80’i,

* 72-84 ay arasındaki çocukların  % 50’si okul öncesi eğitim almadan İlkokula başlamış olacaklardır. 

Bu durumda önümüzdeki yıl İlkokula başlayan öğrencilerin bir kısmı okullaşma aşamasında tecrübeli iken, önemli bir kısmı da tecrübesiz olarak İlkokula başlayacaklardır. Bu verilerde semt ve mahallere göre farklılıklar olmakla birlikte, bu sorunun en belirgin yaşanacağı bölgeler 

İstanbul’un sosyo-ekonomik açıdan düşük profile sahip bölgeleri olacaktır. Böyle bir farklılıkla İlkokula başlayan çocukların önemli bir kısmında travmatik bir durum oluşması kaçınılmazdır.

Bu sorunu hafifletmek amacıyla, dar gelirli, yoksul ve çok çocuklu aileler ile bu yardıma ihtiyacı olan çocuklar en seri biçimde belirlenmeli, bu ailelere ve çocuklara, psikolojik, sosyal ve ekonomik destek sağlanması için devlet olanakları kullanılmalıdır. Ayrıca, bütün okulların Rehberlik Servisleri personel açısından takviye edilmeli ve Rehberlik Servislerinin bu konuda etkin çalışmalar sürdürebilmeleri sağlanmalıdır.

 

5. DERSLİK SIKINTISI, SINIF MEVCUTLARI VE PERSONEL İHTİYACI

 

Yeni uygulama ile okul çağı nüfusunda sayısal bir artış beklenmektedir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak İstanbul genelinde yeni dersliklere ihtiyaç olacaktır. Mevcut uygulamalardan anlaşıldığı kadarıyla oluşacak derslik sıkıntısının aşılmasında, okullardaki bazı yerlerin dersliklere çevrilmesi, tadilat yapılması, ikili eğitime geçilmesi gibi önlemler düşünülmektedir. Bu uygulamaların hepsi ancak “günü kurtarmak” gibi bir sonuca yol açabileceklerdir. Ancak günü kurtaracak bu önlemlerin, on binlerce öğrencinin eğitim-öğretim hayatını olumsuz etkileyen sonuçlara yol açması da kabul edilemez. Derslik olmadığı halde dersliğe dönüştürülecek yerlerde eğitim-öğretimin sağlıklı yürümeyeceği açıktır. Ayrıca ikili eğitime geçilmesi de eğitim-öğretim kalitesinde ciddi sorunlara yol açabilecek bir uygulama olacaktır. Kaldı ki, okullarda yapılacak tadilatların da büyük ölçüde “yerel olanaklarla” sağlandığı, yani okul aile birlikleri aracılığı ile yapıldığı bilinmektedir. Bu durum, yeni uygulamanın külfetini velilerin sırtına yüklemek anlamına gelecektir. Bu duruma yol açacak hiçbir uygulamaya izin verilmemelidir. Derslik sıkıntısın doğal sonuçlarından biri de, sınıf mevcutlarında oluşacak artışlardır. Zaten yıllardır uluslar arası standartların bir hayli gerisinde olan sınıf mevcutları durumuna bir de bu uygulama ile daha da kötü bir özellik kazandırılacak ve eğitim kalitesi büsbütün düşürülecektir.

 

Bu sorunun giderilmesi için acil olarak okullara yeterli miktarda ödenek gönderilmesi sağlanmalı, temizlik ve yardımcı hizmetler alanında personel sayısı yeterli sayıya yükseltilmeli, yeni uygulamanın mali külfeti öğrencilere, velilere yüklenmemelidir. Okul yönetimlerinin bu sıkıntılar içinde çaresiz kalmaları önlenmelidir. Yapılacaksa, gerekil tadilatların giderleri, merkezi bütçeden karşılanmalıdır. Çeşitli ilçelerde yapımı bitme aşamasına gelmiş olan okulların öncelikle İlkokul olarak devreye alınması sağlanmalıdır. İmam Hatip Ortaokullarının açılması halinde bu okullar, öncelikle İmam Hatip Liseleri bünyesinde açılmalıdır.

 

6. DERSLİKLERİN VE OKULLARIN AMACA UYGUN DÜZENLENMESİ

 

Yasanın yeni haline göre 60 ayını dolduran çocukların okul çağına gelmiş oldukları esas alınmaktadır. Bu yaştaki çocukların psikolojik ve fiziksel gelişme özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, dersliklerde ve özellikle İlkokullarda yeni bir düzenlemenin yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. 

 

Okul binaları ile dersliklerin, bu ihtiyaca göre düzenlenmesi sağlanmalı, okul ortamı bu yaştaki çocuklarda travma yaratmayacak biçime dönüştürülmelidir. Okulların temizlik ve bakımları da 

 

bu esaslar çerçevesinde düzenli olarak yapılmalıdır. Ancak bütün bu düzenlemeler için ya yeterli ödenek gönderilmeli, ya da bu faaliyetlerin giderleri merkezi bütçeden karşılanmalıdır. Her okula yeterli sayıda personel ve memur görevlendirilmelidir.

 

7. SEÇMELİ DERSLERİN BELİRLENMESİ VE ÖĞRENCİLERİN “YÖNLENDİRİLMESİ”

 

Her ne kadar uygulamanın henüz tam olarak nasıl yürüyeceği belirlenmemişse de yeni seçmeli derslere ilişkin uygulama, bazı yerlerde bu derslerin “zorunlu-seçmeli” şekilde dayatılması, öğrencilerin siyasi kaygılarla bu gibi derslere “yönlendirilmeye” çalışılması ve bu konu üzerinden bir tür “mahalle baskısı” yaratılması gibi konular toplumsal gerilimlere yol açmaktadır. Bu gibi kaygıları haklı çıkaran çeşitli yerlerdeki bazı uygulamalar veya haberler basında da yer almıştır. 

 

“Kur’an-ı Kerim” ve “Peygamberin Hayatı” gibi seçmeli derslerin dayatma biçiminde seçtirilmesinin önüne geçilmeli, toplumun bu konu üzerindeki hassasiyetleri üzerinde hesaplar yapılmamalıdır. İdarenin yapacağı açıklamalar ve uyarılarla bu yöndeki hatalı, amaçlı ve zorlayıcı uygulamaların engellenmesi sağlanmalıdır. Her kesimden, düşünceden, hayat tarzından ve inanıştan gelen insanların hayat tarzları ve inanışlarına karşı gösterilecek saygıyı güvence altına alacak düzenlemeler acil olarak yapılmalı, yeni bir gerilim çizgisi oluşmasına izin verilmemelidir.

 

8. NORM KADRO SAYILARI VE “HATALI” UYGULAMALAR

 

Yeni uygulama ile okullardaki norm sayılarının değişmesi kaçınılmaz olacaktır. Ortaokula dönüşen İlköğretim Okullarında sınıf öğretmenlerinin, İlkokula dönüşenlerde de branş öğretmenlerinin durumunun ne olacağı belirsizlik göstermektedir. Ancak, bazı okul idarelerinin norm kadro meselesini bir tür “siyasi baskı” ve “yasal kılıfı olan sürgün” şekline dönüştürmeye çalıştıkları da bilinmektedir. Bu konu ile ilgili sendikamız üyelerince açılan onlarca dava ve elde edilen yasal kazanımlar da bu durumu kanıtlamaktadır. 

 

Yeni uygulamanın bir tür fırsat gibi düşünülerek bazı öğretmenlerin norm kadro gerekçesi ile mağdur edilmesinin önüne geçilmelidir. Norm kadro durumunun keyfi bir uygulamaya dönüşmesi kesinlikle engellenmeli ve yeni mağduriyetler yaratacak yeni bir alan açılmamalıdır. Okul idarelerinin bu konuda kesin ve net bir şekilde uyarılmaları gerekmektedir. Ayrıca, yaptıkları hatalı uygulamalarla eğitim çalışanlarını mağdur ettikleri, yapılan uygulamaların hukuka uygun olmadığı yargı kararları ile ortaya çıkan yöneticilerin idari yönden cezalandırılması ağlanmalıdır.

 

 

 

                                                                              İSTANBUL 7 NOLU ŞUBE BAŞKANI

                                                                                             Emin EKİNCİ

 

Bu İçerik 1919 Kez Görüntülendi
İSTANBUL İL MEM İLE GÖRÜŞME