16 EYLÜL 2011 01:35
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

EĞİTİM SEN GENEL MERKEZİNİN BASIN AÇIKLAMASI:

MEB’İN YENİ TEŞKİLAT YASASI İSTİHDAM YAPISINI GÜVENCESİZLEŞTİRMEYE HİZMET EDİYOR

Milli Eğitimin örgüt yapısını belirleyen Yasa, hükümetin çıkardığı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirildi. Yeni yasa bugün itibariyle yürürlüğe girdi.

Değişiklik gerekçesinde daha çok teşkilatın işleyişindeki hantallığın ortadan kaldırılması ön plana çıkarıldı. Yeni yasanın içeriğine bakıldığında bu doğrultuda değişikliklere gidildiği de görülüyor. Bakanlığın 32 olan hizmet biriminin 17’ye indirilmesi gibi düzenlemeler var.

Hantal bürokratik yapının değiştirilmesi olumlu bir adım ancak yasanın tek hedefinin bu olmadığı da bir gerçek.

Sözleşmeli istihdam alanı genişliyor!

Yeni yasa ile AKP hükümeti istihdamın güvencesizleştirilmesine ve esnekleştirilmesine dönük adımlarına bir yenisine daha ekliyor. Yasaya göre üst düzey yöneticilere “kadro karşılığı sözleşme” uygulaması getiriliyor. 42. maddede yer alan “Bakanlık merkez teşkilatında; Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkan ve Üyesi, Genel Müdür, Rehberlik ve Denetim Başkanı, Strateji Geliştirme Başkanı, Bakanlık Müşaviri, I. Hukuk Müşaviri, Grup Başkanı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Özel Kalem Müdürü, Millî Eğitim Uzmanı, Hukuk Müşaviri ve Millî Eğitim Uzman Yardımcısı kadrolarına atananlar, kadroları karşılık gösterilmek suretiyle, 657 sayılı Kanun ve diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın sözleşmeli olarak çalıştırılabilir.” ifadesi yer alıyor sözleşmeli uygulamasının kapsamına işaret  ediyor.

Bakanın Görevi Performans Uygulamasını Koordine Etmek!

Öte yandan yeni yasada piyasacı yaklaşımın izleri de açıkça görülüyor. Örneğin Kararnamenin “Bakan” başlıklı 4. maddesinin 1.fıkrasının b bendinde, bakanın görevleri arasında “performans ölçütleri doğrultusunda uygulamayı koordine etmek” görevi de sayılıyor. Bu ifade, performansa dayalı yönetim anlayışının eğitim-öğretim hizmetlerinde yasal dayanağının oluşturulması anlamına geliyor. 

Sosyal Devlet, Laiklik ilkeleri Yeni Yasada Yer Bulamadı!

 Yeni teşkilat yasası bir bütün olarak değerlendirildiğinde hükümetin istihdamın esnekleştirilmesi ve güvencesizleştirilmesinden başka bir amaçlarının da bulunduğu ortaya çıkıyor. Yasanın dili ve çeşitli maddelerde yer alan ifadeler, bu yasa ile eğitimin hedeflerinde temel bir değişikliğe gidildiğini düşündürüyor. Eğitimin küresel ölçekte rekabete dayanacak bir üretim için gerek duyulan işgücünü yetiştirmeye hizmet edecek şekilde yeniden yapılandırılması hedefleniyor. Teşkilatın da buna uygun hale getirilmesi isteniyor. Nitekim yeni yasanın teşkilatın görevlerinin sıralandığı başlangıç bölümlerinde dahi bu niyeti dışa vuran kavramlar göze çarpıyor. Aşağıda yer alan eksi ve yeni yasanın Görevler başlıklı 2. maddelerinin a bendlerinin karşılaştırılması bu açıdan dikkat çekicidir.

Eski yasa 2/a):

“Atatürk İnkılap ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, Türk Milletinin milli, ahlaki, manevi, tarihi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş vatandaş olarak yetiştirmek üzere, (…)”

Yeni yasa 2/a

“Okul öncesi, ilk ve orta öğretim çağındaki öğrencileri bedenî, zihnî, ahlakî, manevî, sosyal ve kültürel nitelikler yönünden geliştiren ve insan haklarına dayalı toplum yapısının ve küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek; öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini bu çerçevede yürütmek ve denetlemek (…)”

İki madde arasında göze çarpan iki temel fark bulunmaktadır. Bunlardan birisi ilk maddede devletin niteliklerini sıralarken zikredilen “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” nitelemesinin yeni düzenlemede yer almaması, ikincisi ise yeni düzenlemede yer alan “küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği” ibaresidir. Bir yandan demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti vurgusu ortadan kaldırılırken diğer taraftan teşkilatın görevleri arasında küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği eğitim programlarının tasarlanmasından hayata geçirilmesinden söz edilmektedir.

Küresel düzeyde rekabet gücüne sahip bir ekonomik sistemin ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz. Daha fazla emek sömürüsü, daha güvencesiz, daha esnek istihdam. Zaten yıllarıdır adım hayata geçirilmekte olan bu hedefin, Milli Eğitim Bakanlığının görevleri arasında sayılmış olması vahimdir. Böylesi bir istihdam modelinin sosyal devlet ilkesi ile uyuşmayacağı açıktır. Bu açıdan yeni yasadan sosyal devlet vurgusunun çıkarılmış olması anlaşılır bir durumdur. Laiklik vurgusunun çıkarılmasının da ayrıca düşündürücü olduğu belirtilebilir.

Eğitim Emekçilerinin Sosyal Hakları Daraltılıyor!

Bu kararnamenin ayrıca birçok konuda öğretmenler için hak gaspına yol açacak olduğu da vurgulanmalı. Kararnamenin “Atama “ başlıklı 37.maddesinin 3.fıkrasında bakanlıkça belirlenen özür gruplarına bağlı yer değiştirmelerin yaz tatilinde yapılacağı yer almaktadır. Bu, Milli Eğitim Bakanlığı Atama ve Yer değiştirme Yönetmeliğinde eş durumu özrüne bağlı yer değiştirmenin Ağustos ve Ocak aylarında yapılacağını öngören hükmünü Ocak ayı yönünden geçersiz hale getirmekte, yine anılan yönetmelikte sağlık özrüne bağlı yer değiştirmenin zamana bağlı olmaksızın yapılacağını öngören hükmünü geçersiz hale getirmekte ve yürürlükten kaldırmaktadır. Aynı şekilde aynı maddenin 8.fıkrasında eğitim kurumu müdürlerinin yazılı ve/veya sözlü olarak yapılacak sınavda başarılı olmak kaydıyla atanacağı yer almaktadır. Bu, halen yazılı sınavla yapılan müdürlük sınavlarının sözlü sınavla da yapılmasına olanak sağlamakta, ciddi bir kadrolaşma tehlikesi yaratmaktadır. 

Eğitim Sen Eğitimin Piyasalaştırılmasına ve İstihdamın Güvencesizleştirilmesine Geçit Vermeyecek

Sonuç olarak, yasa maddelerinde yer alan dezavantajlıların eğitime erişiminin kolaylaştırılması, insan haklarına vurgu yapılması gibi kimi göz alıcı ifadelere karşın, yasanın bir bütün olarak istihdam yapısında güvencesizleşmeye ve eğitimde küresel piyasalarda rekabete dayanacak üretimin gereksindiği işgücünü yetiştirmeye hizmet eme amacı taşıdığı açıktır. Sendika olarak eğitimin piyasalaştırılmasına ve istihdamın güvencesizleştirilmesine yönelik her türlü girişimin karşısında olacağımız bir kez daha belirtiyoruz.  

Bu İçerik 1591 Kez Görüntülendi
EĞİTİM SEN DEĞERLENDİRME