01 EYLÜL 2011 19:55
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

Bugün 1 Eylül. Dünya Barış Günü.

Bu tarih bir savaşın bittiği gün değil, başladığı tarih. O savaş arkasında elli iki milyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile acı ve gözyaşı bıraktı. Hatırlatmak isteriz: Türkiye nüfusu o tarihlerde 17-18 milyondu, şimdi ise 74 milyon!

Türkiye’de bulunanlar, bu topraklarda insanca yaşamak isteyenler adına hiç uzatmadan, dolandırmadan bir kez daha söylüyoruz:

2011 yılının 1 Eylül’ündeyiz ve ne yazık ki bizde barış yok. Barış ne kelime bugünlerde ülkemizde uçaklar yıllardır şiddetle, savaşla çözemediğimiz Kürt sorununun “çözümü” için, bir kez daha, yine savaş için kalkıyor. Suriye için benzer süreç kapıda.

Sözün yine anlamının azaldığı günlerdeyiz ama umutla sesleniyoruz, sesleneceğiz. 

İkinci dünya savaşının başladığı gün 1 Eylül, ilk sözümüz sanadır:

Evet, sen elli iki milyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile acı ve gözyaşına yol açan saldırının başladığı gün’sün.

Biliyoruz ve bütünüyle farkındayız, kabahat sende değil. Seni kirletenlere inat, savaşı bitirmek değil savaşmamak, başlatmamak marifet olsun diye, o nedenle artık sen Dünya Barış Günü’sün.

Yine biliyoruz ki savaşmamak ve yerine barışı tesis etmede, marifet öncelikle güçlü olanın elindedir, o nedenle sözümüz Hükümetedir:

Bu ülkenin, bu coğrafyanın yoksul gençlerini savaşa/savaşlara sürüklemeyin, sorunları çözme cesareti gösterin, silahı ve şiddeti değil demokratik, eşit, adil bir yaşamı savunun, bunu insanımıza, Ortadoğu’nun halklarına çok görmeyin.

Sorumluluğunuz ağır; yüzünüzü içeride-dışarıda savaşa döndünüz.

Dönüp düne bakın! Dönüp tarihe bakın!

Evet barış sabır ister, acıları hızla azaltmak cesaret ister, insana, demokratik ortama güven ister; bu ortamı sağlayacak eşitlikçi, adil, insan haklarına uygun, bir arada yaşam duygusunu geliştirecek demokratik adımlar atılmasını ister... 

Bunlar mümkün ama önce tüm bunları yapacak bir Hükümet ister.

Sözümüz silah ve şiddetle davaları için mücadele ettiğini düşünenleredir:

Dönüp düne bakın! Çekilmiş acılar, dökülen kanlar yetmez mi?

Dönüp tarihe bakın! Silahların sesinin olduğu yerde insanın sesi çıkmaz, duyulmaz. İnsana ihtiyacı olan tetiğe dokunmaz.

Sözümüz basınadır:

Savaş çığırtkanlığı yapan, baskının aracı olan, değerlerin değil silahların gölgesinde kalem tutanların işidir tetikçilik, kimseye yakışmaz. Sorumluluğunuz büyük, hep birlikte sınavdan geçiyoruz ve siz en görünür yerdesiniz.

Sözümüz insana yani sana ve kendimize, vicdanlara; bir anadan doğan, kalbi öldürmek için değil yaşam için atan herkesedir:

Kendimizi kandırmayalım, birbirimizi kandırmayalım. Eğer öyle düşünen -bir an için bile olsa- varsa tekrar hatırlatalım. Ne bizde ne başka coğrafyalarda, ne dün ne bugün öldürmek çare oldu, daha fazlası hiç olmayacak.

Neredeyse her evde, evde değilse komşuda, mahallede, köyde yitirdiğimiz bir canımız var, anaları, çocukları, eşleri, kardeşleri var.

Kim olursa olsun silaha, şiddete destek vermeyelim, vermediğimizden daha güçlü olarak çözüm için eşitlik, demokrasi, adalet isteyelim.

Bir kez daha sesleniyoruz: Savaş değil barış, Artık kimse ölmesin!

 DİSK-KESK-TMMOB-TTB

 

Bu İçerik 2061 Kez Görüntülendi
1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ