17 EKİM 2010 23:25
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
1970 sonbaharında tanıştığımız dokuz yaşındaki Anna, gazeteci annesi Marie, aileden zengin bir İspanyol olan avukat babası Fernando, erkek kardeşi François ve her şeyini kaybetmesinden Fidel Castro’yu sorumlu tutan Kübalı dadısı ile Paris’te yaşar. Gündelik alışkanlıkların tanımladığı rahat ve huzurlu yaşamlarına düşen tek gölge, İspanya’da Franco’ya karşı mücadele veren eniştedir. Komünist olması nedeniyle, evde eniştenin adı dahi anılmamaktadır. Ailenin burjuva yaşamı, eniştenin öldürülmesi ve ardından eşi ve çocuğunun İspanya’dan kaçarak yanlarına sığınmasıyla altüst olur. Ülkesindeki duruma tepkisiz kalan Fernando’daki suçluluk duygusu, kız kardeşinin gelişiyle tetiklenir. Eşiyle birlikte Şili’ye ideolojik amaçlı bir yolculuk yapar ve dönüşte geniş ve bahçeli evlerini bırakıp küçük bir apartman dairesine taşınırlar. Birden hararetli siyasi aktivistlere dönüşen anne-babasının bu yeni tutkusu, Anna için farklı anlamlar taşımaktadır: Taşınmak, düzensizlik, dadı değiştirmek ve yeni yüzler... Evleri günün her saati sakallı adamlarla dolar; annesi kürtajın yasal hak olmasını savunan bir kitap yazmaya girişir; babası ise “faşist” bulduğu Mickey Mouse’un okunmasını yasaklar. Filmdeki dokunaklı öğe, küçük kızın alışık olduğu eski yaşam biçimini yenisi içinde eritmeyi başaramaması, hatta buna güçlü bir tepki sergilemesidir. Çatık kaşlarıyla olan biteni kavramaya çalışan Anna, çoğu zaman yaşından beklenmeyecek bir olgunluk sergiler. Tıpkı bir protesto sırasında ailesiyle üzerlerine atılan gözyaşı bombasının sisi ile sarmalandığında olduğu gibi…
Bu İçerik 1154 Kez Görüntülendi
FİDEL'İN YÜZÜNDEN